İsrafa kurban giden vicdanlar

0
39

İSRAFA KURBAN GİDEN VİCDANLAR

“Ülkemizde her gün yaklaşık 20 milyon ekmek, dünya genelinde her yıl 1.3 milyar ton gıda çöpe gidiyor.”

Ülkemizde binlerce aç insan, dünya genelinde onlarca fakir ülke varken okuyanın tüylerini ürperten, inanılması zor ve hayret verici bir veri olarak yüzümüze acımasızca çarpıyor bu gerçek. İlk okuduğumuzda belki bir müddet duraksıyoruz “nasıl olabilir bu kadar israf” diye, ama sonra şöyle bir silkelenip kendimizi o müsrif gruptan ayrı tutarak mağrur bir edayla, “Allah ıslah etsin” deyip vicdanımız rahat bir şekilde çabucak çıkıyoruz o buruk atmosferden. Ve sonra da kendi iktisatlı dünyamızda mutlu mesut yaşamaya devam ediyoruz…

Sahi, gerçekten hayatımızda israfa yer olmayacak kadar iktisatlı mıyız? Yeryüzünde açlıktan ölen yüzlerce çocuk varken, şimdiye kadar çöpe bir lokma dahi olsun ekmek veya gıda atmadım diyebilir miyiz?  Bayatladığı için çocuklarımızın yemediği, küflendiği için artık yenmeyecek duruma gelen ekmekleri ve “hayvanlar yiyor nasılsa, israf olmuyor” diyerek dökülen önceki günlerden kalan yemekleri israf listesinde saydık mı, yoksa onlar iktisatlı dünyamızın bir parçası mı?

Ne yazık ki acı bir gerçek var önümüzde. Her gün çöp konteynırlarını dolduran ekmekler ve yiyecekler, çöpleri karıştırıp yiyecek birkaç lokma arayan aç insanlar ve inadına rahat vicdanlar…

Hepimiz hassas olduğumuzu, muhtaçları koruduğumuzu, yeryüzünde iyilik olması için iyi dileklerde bulunduğumuzu savunabiliriz gönül rahatlığı ile. İyi bir insan olabiliriz gerçekten. Ancak bu gerçek israfın bir parçası olduğumuz gerçeğinin önüne geçmez ne yazık ki. Ne zaman ki evimizde pişen her yemekten mahallemizdeki aç bir aileye de bir tabak gönderip, çöpe atılan bir lokmanın dahi önünü kapatırsak işte o zaman vicdanımızın rahat olmasından bahsedebiliriz.

Kahvaltı sofralarımızı, öğlen ve akşam menülerimizi süsleyen çeşit çeşit lezzetleri düşünün lütfen. Tüm gün “Allah rızası için” aç ve susuz kalarak oruç tuttuğumuzu, sonra da en az 7-8 çeşitten oluşan mükellef bir sofra ile iftar edip, o sofradan çöpe giden yiyecekleri düşünün bir de. İftar sofralarımızda misafirlerimizi ağırlarken tıka basa doldurduğumuz tabakları, o tabakların neredeyse yarısının artık olduğu için çöpe döküldüğünü de düşünmeden geçmeyin ama. “Allah rızası için” oruç tutuyorduk değil mi? Peki, bu ibadet içinde israfı kimi rızası için yapıyoruz? Neden daha az çeşit yemekle misafirlerimizi ağırlamayı ve tabaklara daha az yemek koyarak israfın önüne geçmeyi denemiyoruz. Yaptığımız onlarca çeşit yemekle övünüp, egomuzu mu tatmin ediyoruz yoksa?

Doğrudur. Misafirlerimizi en güzel şekilde ağırlamak isteriz elbet. Allah Resulü de zaten öyle buyuruyor ve “Allah’a ahiret gününe iman eden misafirine ikramda bulunsun.” diyor, ama asla ikramda bulunurken israf etsin demiyor. O yüzden öncelikle, misafirlerimize ikram ederken israf etmemeyi öğrenmek ve bu dengeyi evimizde her öğünde kurmak gerekiyor.

Müsriflik öyle boyumuzu aşan bir hale gelmiş ki, biz vicdanımızı bastıracak bir bahane bulsak da ne yazık ki israfın bir parçayız. Ama artık bu halkanın dışına çıkmak gerek. İsrafı önlemek gerek. Yeryüzünde açlıktan ölen bir çocuğun vebalini üzerimizde taşımak istemiyorsak, bir lokmanın dahi ziyan edilmemesi gerektiğini bilmek ve evlerimizde bu düzeni kurmak gerek.

Lütfen…

Birazcık vicdan ve birazcık merhamet…

Nimet azizdir ve mübarektir, aziz ve mübarek olan hiçbir şeyin yeri çöp değildir…

2018

Ankara

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here